Anasayfa   |   Haber Ara   |   Anketler   |   Sitene Ekle   |   RSS Kaynağı  |   Hakkımızda   |   Bize Ulaşın

Arama


Gelişmiş Arama

TUZ MAĞARALARININ TARİHÇESİ

Tuzun faydaları...

 
Kategori  Kategori : Sağlık
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 11386
Tarih  Tarih : 01 Haziran 2011 15:08

TUZ MAĞARALARININ TARİHÇESİ


  Son yılların epidemiyoloji araştırmalarına göre dünya nüfusunun %4-10 u solunum yolu hastalıklarına yakalanmaktadır.Bu hastalıkların başında astım ve bronşit hastalıkları gelmektedir.Çocuklar arasında bu hastalıklar %10-15 'e yükselmektedir. Nefes yollarının hastalığı mekanizmasının gelişmesi, bronşitlerin yüksek hassasiyet farklı sigara tütsüsüne, alerjenlere, yükselmiş hava durumunun değişmesine, enfeksiyon uyandırıcılara ve artan strese bağlıdır. Bu reaksiyonların sonunda, bronşlar daralarak, havanın geçmesine engel olur ve nefes almayı engeller. Bronş spazmının dışında, bronş duvarlarında ödem gelişir ve sekresyon fazlalaşır.

Astım, tedavisi olmayan bir hastalıktır, ancak astım hastalığına karşı yapılan profilaksi veilaç tedavisi hastalara normal bir yaşam tarzı yaşatmayı hedefler. Bronşial astım hastalığında uygulanan ilaç tedavisine ek olarak speleoterapi (yunan sözünden "spelo" mağara) tedavisi bir destek tedavisidir ve eski çağlardan beri bu alanda kullanılmaktadır.

Bu tedavi metodu ikibin yıldan fazla süredir bilinmektedir. Bu metot Eski Yunanistan 'da ve Eski Roma'da kullanılmaktaydı.1940'larda Alman ve Polonyalı bilim adamlarının gayretleri ile speleoterapi metodu yeniden ilgi çekmeye başlamıştır.

İkinci Dünya Savaşında birçok insan kentlerden bombardımandan kaçarak,sığınaklara ve mağaralara saklanmışlardır. Klytert mağarasında bu sığınaklardan biri olmuştur. Bu sığınmacıları gözlemleyen bilim adamları mağaranın insan sağlığına olumlu etkisini fark etmişlerdir. Bu doktorlardan Dr. K. Spannagel tarafından bu alanda ciddi klinik-eksperimental araştırmalar yapılmıştır. Bütün bu araştırmalar sonucunda speloklimoterapi yöntemi ortaya çıkmıştır.Bu yöntem tuz mağaralarının klimatik ortamından kaynaklanan faydaların insan sağlığına sunulmasıdır.

Türkiye'de birkaç Tuz mağarası vardır. Nevşehir ili Gülşehir ilçesinde Tuz köy kaya tuzu mağarası, Kırşehir merkezine bağlı Tepesidelik kaya tuzu mağarası ve Çankırı kaya tuzu mağarası bu mağaralardan en bilindik olanlarıdır.

Türkiye 'de ilk olarak 2006 yılında Çankırı valisi Sayın Ali Haydar Öner ve Doç. Dr. Hanım Halilova öncülüğünde Çankırı Kaya tuzu mağarasında insan sağlığı yönünde değerlendirme amacı ile Çankırı valiliği A.Ü Ziraat Fakültesi ve Maden Teknik Arama Genel Müdürlüğü tarafından proje yapılmıştır.

Çankırı Kaya tuzu Mağarası Ankara'ya 130 km mesafede olan Çankırı ili sınırları içinde ve ilin doğusunda yer alan Balıbağı Köyünde bulunmaktadır.

Kaya tuzu mağarasının bulunduğu kaya birimi, 37-24 milyon yıl yaşında eski akarsu ve göl ortamında birikmiş-çökelmiş çakıl taşı, kumtaşı, kil taşı, ki, marn, çamur taşı, jips kayalarından oluşmaktadır. Kaya tuzunun kalınlığı is e200-300 m dolayındadır.

Çankırı Kayatuzu Hititler zamanında işletildiği bilinmekte olup, bugünkü Çankırı Kaya tuzu, Cumhuriyet Döneminden 1938 yılından işletmeye açılmıştır. Bugün dünyanın 15 ülkesinde bu gibi yer altı mağaralarında tıbbi klinikler bulunmaktadır. Avusturya' da Slsbad-Salseman, Azerbaycan da Nahçıvan, Ukrayna da Solotvine ve Artemovsk, Beyaz Rusya'da Soligorsk, Almanya 'da Magdeburg ve Kırgızistan da Çon-Tuz tuz mağarası klinikleri bunlardan birkaç tanesidir.

 

 

*-*-*-*

TUZ’LA  TEDAVİ (TUZ  TERAPİ)

                                    

 

                                       TUZ TERAPİ MERKEZİ

Tuz mağaralarının sağlık amaçlı kullanımı bilinen tarihi  ile yaklaşık 200 yıllık bir geçmişe dayanıyor olsa da Sümerler döneminde bile tuzun insan sağlığında önemli rol oynadığı bilinmektedir.Tuz bilinen en eski antiseptiktir.Anadolu’da Asya ve Avrupa’da bir çok mağaranın insanlara şifa olduğu özellikle de kaya tuzu mağaralarının insan sağlığına ciddi katkıları olduğu günümüze kadar aktarılmış yöresel tecrübelerdir.Ancak bu konudaki bilimsel çalışmalar daha çok ikinci dünya savaşı sonrası Polonya,Macaristan Rusya gibi ülkelerde yürütülmüş ve yüzlerce yayına konu olmuştur.Özellikle Polonya’da konunun sağlık gündemine gelişi savaş sırasında yaşanan bir hadiseye bağlanmaktadır.İkinci dünya savaşında doktorlarında olduğu bir grup insanın bombardımandan korunabilmek için sığındıkları bir tuz mağarasında, aylarca kalmalarına rağmen takip ettikleri astımlı hastaların herhangi bir astım atağı geçirmemiş olması ve şikayetlerinin azalması doktorların dikkatini çekmiştir.Savaş sonrası yapılan bilimsel çalışmalarda tuz mağaralarında tuz çıkarmak amacı ile çalışan maden işçileri incelenmiş ve bu işçilerin başta akciğer hastalıkları olmak üzere  alerjik hastalıkların tümüne yakalanma oranlarının diğer insanlardan çok daha az olduğu görülmüştür.

Bu çalışmalar kapsamında mağaralardaki nem ve tuz partiküllerinin birleşmesi ile oluşan havanın, nefes açıcı sprey özelliği taşıdığı ortaya çıkmıştır.Aynı zamanda tuz kayalarının ortama yaydığı negatif iyonların bronşlarda genişletici özelliğinin olduğu , alerjik etkenleri nötralize ettiği ve bu özelliği ile kaya tuzunun vücudun ümmin sistemini de güçlendirdiği  tespit edilmiştir.

Bu bilimsel çalışmayı özellikle demir perde ülkelerindeki diğer çalışmalar izlemiş ve derin bir envanter oluşmuştur.Bu çalışmalar dünya tıbbının hizmetine Sovyetler Birliğinin dağılma süreci ile birlikte daha hızlı girmeye başlamıştır.

Tuz terapi merkezleri günümüzde Rusya,Macaristan,Polonya,Ukrayna,Azerbaycan gibi bir çok ülkede insan sağlığının hizmetindedir.Bu ülkelerdeki merkezler kurulurken öncelikle sağlık amacı güdülmüş, diğer yandan da ülkelerin ilaç endüstrisine aktardıkları kaynakları azaltmaya yönelik katkıları gözetilmiştir.

 

Tuz terapi merkezleri birçok farklı model ve dizaynda kurulmakta ve farklı yöntemlerle tedavi protokolleri oluşturulmaktadır.Ancak tüm merkezlerde ortak olan uygulama modellerinde günlük en az 60 dakika ile 120 dakika arasında değişen solunum terapileri önerilmektedir.Bu terapi seansları solunum terapisi olarak hastanın klinik seyrine göre yaklaşık 15 ila 20 günlük seanslar halinde uygulanmakta ve yılda 2 veya 3 kürden oluşmaktadır.

Bu terapi seansları ile amaç; mevcut hastaların tedavi metotlarına destek olmaktır.Yani Allerjik rinit,astım,dermatit veya psikotik bozukluklarda hastalar pozitif tıbbın tedavi metotlarına devam ederken tedavilerine katkı sağlamak,iyileşme sürecini hızlandırmak veya ilaç dozlarını azaltabilmek amacı ile bu seanslardan da istifade edebileceklerdir.Dünyanın bir çok merkezinde bu tuz seanslarının tedavinin kendisi olduğu vurgulansa da merkezimizde yardımcı veya destekleyici tedavi olarak hizmet verilecektir.

Hastalarımızın kliniğimize müracaatlarında öncelikle  klinik durumuna ait doktor kontrolleri  yapılamaktadır.Hastalarımızın rutin muayeneleri ve tetkikleri incelenip terapiye alınıp alınmayacaklarına karar verilir.Bu terapi yöntemi birçok hastalıkta  uygulansa da bazı hastalarda bu tedavilerden kaçınmak gerekmektedir.Yani ,hangi hastalık gruplarının ve hangi klinik durumların terapilerden fayda göreceğine ve terapi seanslarının nasıl olacağına kliniğimizdeki tıbbi kadro karar verir.

Aslında uygulanan terapi, özellikle alerjik asım ve alerjik bronşitli hastalarda yapılacak olan fizik tedaviye ait solunum egzersizlerinin kurduğumuz tuz salonlarında uygulanmasıdır.

Bu terapi

Ülkemizde ilk kez tıbbi bir konseptin içinde bu konunun eğitimini almış doktor fizyoterapist ve yardımcı sağlık personellerinin olduğu bir merkezde  insanlarımızın hizmetine sunulmuştur.

Pek çok ülkede olduğu gibi ,yapılan tedavinin  solunum rehabilitasyonu olması sebebiyle, bu hizmet ülkemizin en tanınmış Fizik Tedavi Merkezlerinden biri olan Sıla Fizik Tedavi  ve Rehabilitasyon Merkezi çatısı altında hayata geçirilmiştir.

Hizmete başlayan tuz terapi salonlarında aşağıda sayılan pek çok hasta grubu için hizmet verilecektir

Tuz terapisi şu hastalık gruplarında faydalıdır;

Üst solunum yolu hastalıklarından kronik Rinit ve Sinüzit lerde

Allerjik Rinit ve Sinüzitlerde

Alt Solunum Yolu Enfeksiyonlarından Allerjik ve Kronik Bronşitlerde

Astım Hastalıklarında

Cilt Hatsalıklarından

 Allerjik Dermatitlerde,Egzamalarda,Psöriazis(sedef)hastalıklarında

Psikotik Hastalıklarda ve Depresyonda

Organik kaynaklı olmayan uyku bozukluklarında

 

Tuz terapinsin uygulanmaması gereken hastalık grupları;

Kalp yetmezlikli hastalar

Regüle edilemeyen Hipertansif(kontrol edilemeyen yüksek tansiyon)hastaları

Kanserli hastalar

Aktif Tüberkülozlu hastalar

 

Kaynak: Jouni Hedman MD, Timo Hugg ve Tari Haahtela, Helsinki Üniversite Hastanesi, Finlandiya Kaynak:Bilimsel Araştırmalar:
Saline therapy, natural remedy for respiratory, dermatology and cosmetology problems.   by R. ZagrobelnySaline therapy, natural remedy for respiratory, dermatology and cosmetology problems.   by R. Zagrobelny
http://www.goarticles.com/cgi-bin/showa.cgi?C=1674340

Halogenerator
http://en.wikipedia.org/wiki/Halogenerator

http://clinicaltrials.gov/show/NCT00271310

http://www.youtube.com/watch?v=BSYVKvbOD14

http://content.nejm.org/cgi/content/abstract/354/3/229

HALOTHERAPY FOR TREATMENT OF RESPIRATORY DISEASES
http://www.pravasolnajaskyna.sk/ClinicalResults.htm

http://www.pravasolnajaskyna.sk/index.php?lang=en&page=links

 

Gazi Ünv.Tıp Fak. KBB kliniği tuz tedavisini tez çalışması olarak başlatmış SILA Tuz tedavi Merkezini seçmiştir.

 

Ayrıca Bakınız

 

www.pravasolnajaskyna.sk

 

JOURNAL OF AEROSOL MEDICINE

Volume 8, Number 3, 1995

Mary Ann Licbert, Inc.

HALOTHERAPY FOR TREATMENT OF RESPIRATORY DISEASES

 

ALINA V. CHERVINSKAYA and NORA A. ZILBER

Saint-Petersburg Pavlov National Medical University, Russia

Joint-Stock Company Aero med, Saint-Petersburg, Russia

 ABSTRACT

This work elucidates the questions upon the development of a new drug-free method for respiratory diseases treatment. Halotherapy (HT) - is a mode of treatments in a controlled air medium which simulates a natural salt cave microclimate. The main curative factor is the dry sodium chloride aerosol with particles of 2 to 5 μm in size. Particles density (0.5-9 mg / m³) varies with the type of the disease.Other factors are: comfortable temperature, humidity regime, the hypo bacterial and allergen-free air environment saturated with the aerosol.

 

The effect of HT was evaluated in 124 patients (pts) with various types of respiratory diseases. The control group of 15 pts received placebo. HT course consisted of 10-20 daily procedures of 1 hour. HT resulted in improvements of clinical state in the most of the patients. The positive dynamics of flow-volume loop parameters and decrease of bronchial resistance measured by bodyplethysmography were observed. The changes in the control group parameters after HT were not statistically significant. The specificity of this method is the low concentration and gradual administration of dry sodium chloride aerosol. Data on healing mechanisms of a specific air dispersive environment of sodium chloride while treating the respiratory diseases are discussed.

http://discovery.rambler.ru/video/610453/

 

*-*-*

   Doç.Dr.Hanım Halilova

Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi

 

TUZ MAĞRALARININ TARİHÇESİ

Son yılların epidemiyoloji araştırmalarına göre dünya nüfusunun %4-10 u solunum yolu hastalıklarına yakalanmaktadır.Bu hastalıkların başında  astım ve bronşit hastalıkları gelmektedir.Çocuklar arasında bu hastalıklar %10-15 ‘e yükselmektedir.

Nefes yollarının hastalığı mekanizmasının gelişmesi, bronşitlerin yüksek hassasiyet farklı sigara tütsüsüne,  alerjenlere, yükselmiş hava durumunun değişmesine, enfeksiyon uyandırıcılara ve artan strese bağlıdır. Bu reaksiyonların sonunda, bronşlar daralarak, havanın geçmesine engel olur ve nefes almayı engeller. Bronş spazmının dışında, bronş duvarlarında ödem gelişir ve sekresyon fazlalaşır.

Astım, tedavisi olmayan bir hastalıktır, ancak astım hastalığına karşı yapılan profilaksi veilaç tedavisi hastalara normal bir yaşam tarzı yaşatmayı hedefler. Bronşial astım hastalığında uygulanan ilaç tedavisine ek olarak speleoterapi (yunan sözünden “spelo” mağara) tedavisi bir destek tedavisidir ve eski çağlardan beri bu alanda kullanılmaktadır.

Bu tedavi metodu ikibin yıldan fazla süredir bilinmektedir. Bu metot Eski Yunanistan ‘da ve Eski Roma’da kullanılmaktaydı.1940’larda Alman ve Polonyalı bilim adamlarının gayretleri ile speleoterapi metodu yeniden ilgi çekmeye başlamıştır.

İkinci Dünya Savaşında  birçok insan kentlerden bombardımandan kaçarak,sığınaklara ve mağaralara saklanmışlardır. Klytert mağarasında bu sığınaklardan biri olmuştur. Bu sığınmacıları gözlemleyen bilim adamları mağaranın insan sağlığına olumlu etkisini fark etmişlerdir. Bu doktorlardan Dr. K. Spannagel tarafından bu alanda ciddi klinik-eksperimental araştırmalar yapılmıştır. Bütün bu araştırmalar sonucunda speloklimoterapi yöntemi ortaya çıkmıştır.Bu yöntem tuz mağaralarının klimatik ortamından kaynaklanan faydaların insan sağlığına sunulmasıdır.

Türkiye’de birkaç Tuz mağarası vardır. Nevşehir ili Gülşehir ilçesinde Tuz köy kaya tuzu mağarası, Kırşehir merkezine bağlı Tepesidelik kaya tuzu mağarası ve Çankırı kaya tuzu mağarası bu mağaralardan en bilindik olanlarıdır.

 Türkiye ‘de ilk olarak 2006 yılında Çankırı valisi Sayın Ali Haydar Öner ve Doç. Dr. Hanım Halilova öncülüğünde Çankırı Kaya tuzu mağarasında insan sağlığı yönünde değerlendirme amacı ile Çankırı valiliği A.Ü Ziraat Fakültesi ve Maden Teknik Arama Genel Müdürlüğü tarafından proje yapılmıştır.

Çankırı Kaya tuzu Mağarası Ankara’ya 130 km mesafede olan Çankırı ili sınırları içinde ve ilin doğusunda yer alan Balıbağı Köyünde bulunmaktadır.

Kaya tuzu mağarasının bulunduğu kaya birimi, 37-24 milyon yıl yaşında eski akarsu ve göl ortamında birikmiş-çökelmiş çakıl taşı, kumtaşı, kil taşı, ki, marn, çamur taşı, jips kayalarından oluşmaktadır. Kaya tuzunun kalınlığı is e200-300 m dolayındadır.

Çankırı Kayatuzu Hititler zamanında işletildiği bilinmekte olup, bugünkü Çankırı Kaya tuzu, Cumhuriyet Döneminden 1938 yılından işletmeye açılmıştır. Bugün dünyanın 15 ülkesinde bu gibi yer altı mağaralarında tıbbi klinikler bulunmaktadır. Avusturya’ da Slsbad-Salseman, Azerbaycan da Nahçıvan, Ukrayna da Solotvine ve Artemovsk, Beyaz Rusya’da Soligorsk, Almanya ‘da Magdeburg ve Kırgızistan da Çon-Tuz tuz mağarası klinikleri bunlardan birkaç tanesidir.

 

TUZ MAĞARALARININ SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ

 

Tuz mağaralarında tedavilerine ek olarak destekleyici tedavi alan bronşial astım hastalarının pek çoğunda yaşanan ataklar 6 ay ile 3 yıl arasında görülmemekte yada şiddeti azalmaktadır.

Kronik bronşitte , allerjik bronşitte, alerjik rinitte,alerjik astımda  hastalar bu terapilerden müspet etkilenmektedir. Speleokliniklerde mikroiklimin hastalar üzerinde etkisinin araştırılmasından görüldüğü gibi, speleoterapi solunum yollarında enfeksiyan-iltihap prosesinin hızını ve genişlemesini azaltmıştır.

TUZ TERAPİSİ

 Bazı insanlar derinlikten ve karanlıktan korkar, yani lata fobi hastalığı nedeni ile onlar mağaraya girememektedir.

Yaşlı hastalar ve küçük çocuklar mağaralara girmekte çekinmektedirler. Bu nedenleri bildikleri için, bilim adamları daha geniş çapta araştırma yaparak yer altı tuzu speleoklinik şartlarına yakın olan yeni suni mikro iklim tedavi metodunu bulmuşlardır. İsmini de galoterapi ( yunan adında “halostuz”) koydular. 1982 de birkaç suni iklim odalarında lokamer yapıları teklif olundu. Galo odalarının esas tedavi faktörü bu mağara atmosferinde,  yüksek dispersli aerozol tuzun yani galoerozolun olmasıdır.

Galo odalarının duvarları tuzla kaplanmaktadır. Galo odalarında oluşan aerozolların doğal tedavi galoerozollarından farkı, orada aerozolların sürekli konsantrasyonu 2-5 mg/metreküp deapozununda olmasıdır. Tedavi merkezlerinde aerozolların konsantrasyonu 0,5-11 mg/metreküp arasında değişmektedir. Bu durumda farklı hastalıklarda ve yaş gruplarında optimal konsantrasyonlar seçilebilir.  Ortamdaki tuz partiküllerin ölçüleri çok önemlidir. Tuz partikül ölçüleri 1-5 mkm olmalıdır. Araştırmalara göre, bu ölçüde aerazol zerrecikleri nefes yolunun son kısmına asanlıkla ulaşabilir.

Galogeneratorların güçlü mekanik etkisi sonucunda tuzlar küçük hisseciklere parçalandığında hissecikler eksi iyon ve yüksek yüzey enerjisini elde ederek, hava molekülleri ile birleşip onun aeroinizasyonuna sebep olurlar..

 Galoterapinin önemi, aerozolun bronşitlerin duvarlarını etkileyerek onları genişleterek balgamın söktürülmesine neden olmasıdır.Yani Galoterapi tabii bir ekspektoran tedavi yöntemidir.Aynı zamanda Galoaerozol bakterisit ( bakterileri öldürür) ve bakteristatik ( bakterilerin büyümesi ve çoğalmasını durdurur)etki yaparak nefes yollarının mikroflorasını etkiler.

Aerozolun etkisi ile oluşmuş olan  hava bağışıklık sisteminin yeniden kurulmasına ve güçlenmesine katkı sağlar.

TUZ MAĞARALARINDA PSİKOTERAPİ

Yapılan klinik çalışmalarda Galoodanın psikoterapik etkisi de gözlemlenmiştir.Çağımızda bilinmektedir ki birçok hastalık stresten oluşmakta yada stresten etkilenmektedir. Bu nedenle, psikolojik ve vegetativ sistemlerin durgun ve dingin olması hastaların tedavi başarısını yükseltir.Yapılmış bilimsel çalışmalarda tuz mağaralarının ortama yaydığı negatif iyon yoğunluğunun ve ortamdaki sadeliğin insan psikolojisine büyük faydalar sağladığı gözlemlenmiştir. Bu nedenle tedavi kompleksinin mutlak sakin ve dinlendirici olması gerekir.Dinlendirici müziklerle desteklenmesi tedavinin faydasını arttırır. Tedavi zamanında hastalar hasta koltuğunda oturmalı ve odanın ışığının kısılması gerekir.Bu tedavi seansları hastalığa göre saat ve süre olarak ayarlanmalıdır.

DUZLAK SPELEOTERAPIYA (TUZLA TEDAVİ) MERKEZLERİ VE ÖZELLİKLERİ

Azerbaycan’ın Bakü şehrinde bulunan tuzla tedavi merkezi “DUZLAQ” Zülfikar Yusufov başkanlığında 2003 yılından bu yana çalışmaktadır. Merkez, yerüstü ve yer altı bölümlerinden oluşmaktadır. Yerüstü bölümünde hastaların kabulü, muayenesi fizyoterapik tedavileri yapılmaktadır. Yer altı bölümünde ise tuz mağaraları bulunmaktadır. Bu mağara  Nahçıvan mağarasının kayaç tuzundan inşa edilmiştir. Mağarada kadın ve erkek bölümleri bulunmaktadır. Bu terapi merkezinde, solunum sisteminin alerjik kökenli hastalıkları olan 4000 den fazla hastaya destek tedavisi tedaviye uygulanmıştır. Bunlardan %50 si kadın, %20 si çocuk ve %30 dan çoğu erkek hastalardır.Tedavi sonuçları takip edilen bu hastaların büyük çoğuluğunda yüz güldürücü sonuçlar elde edilmiştir.

Speleoterapiya-tuzla tedavi usulünün esasında tuz mağarasında mevcut olan mikro iklimin etkisi ile bir sıra hastalıkların tedavisi yapılmaktadır. Bu mağaraların tedavi ehemmiyeti aşağıdaki şartlar esasında mümkündür.

·         Yüksek dispersli sodyum klorür aerozollarının olması

·         Sabit hava sıcaklığı

·         Havada mikroorganizmaların ve alerjenlerin olmaması veya minimal seviyede olması

·         Hava akımının minimal sureti

·         Sakinleştirici ortam, çevre

·         Havadaki gazların, rutubet ve atmosfer basıncın stabil göstericilerle ifade olunan münasebetler sisteminin mevcut olması

Bütün bunlar tuz mağarasının teneffüs sisteminin bir sıra kronik gayri spesifik patolojilerinde ve özellikle bronşit astım hastalığının destekleyici tedavisine olanak sağlar.

Bu mağaralardan birinin parametreleri aşağıdaki gibidir.

·         Hava sıcaklığı- 17-24°

·         Nispi rutubet- 20-65° arasında

·         Yüksek dispersli Na Cl aerozolların sıklığı -0,5-5 mk/m³ , %70-80 den çoğu 5 mkm’den küçük ölçüde olması gerekir.

·         Oksijenin miktarı % 20,7

·         Karbon gazı %0,03

·         Armosfer basıncı 750-775mm cıva sütunu

·         Ses seviyesi 25,75 db

·         Havada patojen mikroplar ve alerjen yokluğu

·         Hava akının sureti 0,1m/cm

 

 

TUZ TERAPİSİ İLE YAPILAN DESTEKLEYİCİ TEDAVİ METOTLARI

Hastaların tuz mağaralarında tedavisi 15-30 gün devam etmelidir. Tedavi seanslarında hastaların 1-2 saat kalması uygun görülür. Hastalar yeni mikro klima uygunlaştıkça bu müddet tedricen arttırılıp azaltılabilir.

İlk günlerde, bazı hastalarda hastalığın ayrı ayrı semptomlarının artmasına rastlanabilir. Öyle ki; boğulma ve öksürüğün yoğunluğu yükselir, akciğerlerde kuru hırıltılar artar, bronşsal geçiriciliğin göstergeleri düşebilir. Terapiye başladıktan 8-12 gün sonra, hastaların sıhhatinde önemli ilerlemeler görülmeye başlar.

Speleoterapiya iltihap aleyhine, hiposensibilizasiya edici, mukolitik etki göstererek dış teneffüs fonksiyonunu,  akciğerlerin ventilasyon kapasitesini, oksijenden faydalanma oranını arttırır

 Sonuçta, dokularda giden oksitleşmede düksiyon proseslerini aktifleştirir, böbreküstü bezlerin kabuk maddesinin fonksiyonu yükselir ve elektrolit mübadelesi normal seviyeye iner.

Speleoterapiya tedavisinin etkin olaqbilmesi için, havada minik ölçülü NaCl aerozollarının olması, baro metrik basınçlığın sabitliği, aşağı nisbi rutubet ve optimal sıcaklığın olması gerekir.Bu faktörler direk bronş-akciğeryollarını ve neurohumoral mekanizmalar vasıtası ile hastanın bağışıklı sistemini müspet etkiler ve bu durumda havada alerjenlerin olmaması da büyük önem taşır.

TUZ TERAPİSİNİN UYGULANACAĞI HASTALIKLAR;

·         Bronşsal astım

·         Kronik bronşitler

·         Rinit, sinüzit

·         Pollinozlar

·         Atopik dermatitler, neyrodermit

 

TUZ TERAPİSİNİN UYGULANMAYACAĞI HASTALIKLAR

·         Akciğerlerin amfizemi

·         Difüze pnömoskleroz

·         III. Derece solunum yetmezliği

·         II-III. Derece kalp-damar yetmezliği

·         Bronşektaziya

·         Verem

·         Bronşsal astımın akut ve alevlenmiş dönemleri

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Sağlık

En Çok Okunan Haberler

Dinlerin ve Medeniyetlerin Kesiştiği Kent : MAĞUSA MHA Haber
MHA Haber

Son Dakika Haberleri

© 2011 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi